
27 Şubat 2011 Pazar
sonunda başardımmmm

23 Şubat 2011 Çarşamba
keyifli bir ödüüüüül
16 Şubat 2011 Çarşamba
susamlı kurabiye

1 paket sana yağı
1 yumurtanın sarısı hamurun içine,akıda üzerine.
1 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Yeteri kadar un
Üzeri için susam.
YAPILIŞI:
Malzemeleri karıştırıp unuda göz kararı koyup ele yapışmayacak bir şekilde hamur yoğurup resimdeki gibi kurabiyelerimize şekil verip,ayırmış olduğumuz yumurta akına ve susama batırıp yağlı kağıdımızın üzerine koyup 180 derecelik ısınmış fırında kurabiyelerimizi pişirelim.
AFİYET OLSUN...
14 Şubat 2011 Pazartesi
MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN

Mevlit Kandili yani Efendimiz(SAV)’in dünyamızı şereflendirdiği gün 14 Şubat 2011 Pazartesi akşamına denk geliyor.
Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.
Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.
O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.
İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen “Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.
Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?
Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.
O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp “Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur” dediler.(1)
Bîr Yahudi İleri geleni Mekke’de Peygamberimizin doğduğu gece , içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- “Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?” diye sordu.
- “Bilmiyoruz” diye cevap verdiler.
Yahudi, “Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
“Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin’in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var” dedi.
Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. “Bu gece Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular.” haberini aldılar.
Ertesi gün Yahudiye vardılar:
“Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?” dediler.
Yahudi “Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?” dedi.
Onlar, “Öncedir ve ismi Ahmed’dir” dediler. Yahudi, “Beni ona götürün” dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine’nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,
“Ne oldu sana, yazıklar olsun” dediler.
Yahudi, “Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.
“Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir” dedi.(2)
Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..
Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, “Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman ‘Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım’ de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver.”
Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra’daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib’e anlatmıştı.(3)
Aynı gece Hz. Âmine’nin yanında bulunan Osman ibn Âs’ın annesinin gördükleri de şöyle:
“O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük.”
Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid’in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:
“Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin”
Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan’a denk gelen gece idi.
Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.
Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)
Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.
Değerli Misafirimiz, Bu konuya ait diğer resimleri görebilmek için ÜYE OLUNUZ
Aynı gece Kabe’de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.
Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.
Sava’da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.
Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.
Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah’ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)
İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir
Bu yazıyı İslam'ın Işığında Dini Etkinliği-Mevlid Kandili
Konulu etkinliğine ev sahibeliği yapan
GÜLAYCE'ye yolluyorum..
12 Şubat 2011 Cumartesi
oğlumun muhallebisi

10 Şubat 2011 Perşembe
MUHALLEBİLİ KADAYIF



300gr kadayıf
6 yemek kaşığı toz şeker
5 yemek kaşığı tereyağı
1,5 su bardağı doğranmış fındık
muhallebisi için
1kg süt
4 yemek kaşığı un ( tepeleme 2 kaşık kullandım )
2 yemek kaşığı mısır nişastası
2 türk kahvesi fincanı toz şeker
1 yumurta
1 paket vanilya
1 küçük paket krema
Yapılışı:
(Tarifte , kadayıfı birkaç saat derin dondurucuda beklettikten sonra kullanın diyordu. Ben kadayıfımı derin dondurucuya koydum, ama o gün fırsat bulup yapamadığım için birkaç gün dondurucuda kaldı. Dondurucudan alıp poşetin içinde kırdım ve gerçekten çok kolay kırıldılar.) Toz şeker ve tereyağı ilavesiyle buzlukta dondurup kırdığınız kadayıfları kızarana kadar kavurun. Kızarmaya başladıklarında irice kıydığınız fındıkları ilave edin. Bir süre daha kavurup soğumaya bırakın. ( Kadayıfları kavururken derin bir tencere seçmeniz i tavsiye ederim. Kızaran kadayıflar etrafa sıçrayabilir. )
Muhallebiyi hazırlamak için bir kaba un, nişasta, şeker ve yumurtayı koyun. Çırpıcı ile karıştırın, karıştırmaya devam ederken yavaş yavaş sütü ilave edin. Kaynayıncaya kadar karıştırın. Kaynadıktan sonra vanilya ve bir tatlı kaşığı kadar toz şeker ekleyin, bir-kaç kez karıştırıp ocağın altını kapatın. Muhallebi soğuyunca kremayı ekleyip mikserle çırpın.
tepsinin tabanına biraz muhallebi koyun. Üzerine kadayıfın yarısını serin. Kadayıfın üzerine muhallebinin tamamını ve en üste kalan kadayıfı yerleştirin.
( Üst kattaki kadayıfın çıtır çıtır olmasını isterseniz servisten hemen önce muhallebinin üzerine koyabilirsiniz. Bir süre bekledikten sonra muhallebi kadayıfı yumuşatıyor. Gerçi bence her iki hali de çok lezzetli idi.)afiyet olsun.
7 Şubat 2011 Pazartesi
çok tatlı bir mimmmm
- en güzel yaptığın yemek
- biber dolması, mantı ,yeşil fasulye ,tepsi kebabı,mercimek çorbası
- en güzel yaptığın tatlı
- hurma tatlısı, tavuk göğsü,revani
- en güzel yaptığın pasta
- yaş pasta,
- en güzel yaptığın salata
- hertür salatayı güzel yaparım
- en güzel yaptığın börek
- ayırt edemiyorum hepsi güzel oluyor
- en güzel yaptığın hamur işi
- pizza,simit,poğaça hertürlüsü
- en güzel yaptığın kurabiye
- fındıklı kurabiye ,tırtıl kurabiye,iki renkli kurabiye,portakallı kurabiye,un kurabiyesi
- resim yayınlamak isterdim ama hepsi sitemde var bakabilirsiniz
- bende bu arkadaşlarımı mimliyorum kolay gelsin kızlarrr
- bülbülünyeri
- taze anne
- gelibolu
- ayfersultan